Haber Detayı
14 Mart 2018 - Çarşamba 18:32 Bu haber 2289 kez okundu
 
Akşehirli din Âlimi Hacı Mustafa Efendi’ye vefa
HİSDER’in düzenlediği “Akşehir ve Çevresi Din Mağdurları” adlı panelde, asılarak şehit edilen din âlimi Hacı Mustafa Lütfü Efendi, 98 yıl sonra anılarak büyük vefa örneği gösterildi.
Gündem Haberi
Akşehirli din Âlimi Hacı Mustafa Efendi’ye vefa

Hikmet İlim ve Sanat Derneği tarafından "Akşehir ve Çevresi Din Mağdurları" başlıklı panel düzenlendi.


Meram Uluslararası Gençlik Akademisi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen paneli yöneten HİSDER Genel Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu, “Cumhuriyet Halk Fırkası döneminde mağdur olan ve şehit düşen insanlarımızı analım, takdir edelim, onlara birer Fatiha okumak için fesile olarak değerlendirelim hem de aynı zamanda ne olmuş, ne bitmiş onları anlayalım, bir devlet ve millet kucaklaşması gerçekleşsin, devlete mesafeli duran insanların da bu mesafeleri ortadan kaldırsın diye düşünüyorum” dedi.


Panelistlerden Yrd. Doç Dr. İbrahim Hakkı Kaynak ve Prof. Dr. Ali Utku, Akşehirli âlimlerden Harputîzâde Hacı Mustafa Efendi’nin Alman feylozoflarından Louis Büchner’in yazdığı “Mâdde ve Kuvvet” adlı eserine reddiye olarak yazdığı ve günümüz Türkçesiyle sadeleştirerek yayımladıkları “RED VE İSBÂT" adlı eserden hareketle Hacı Mustafa Efendi'nin yaşadığı dönem ve mücadelesiyle ilgili önemli bilgiler verdiler. 1867’de doğan ve 1920’de Akşehir İplikçi Camisi önünde asılmak suretiyle vefat eden Harputîzâde Hacı Mustafa Efendi’nin yaşadığı dönemde, sosyoloji, felsefe ve psikoloji gibi ilim dallarının materyalist görüş ile teolojik görüşten beslendiklerini belirterek insanı ve dünyayı anlamada Batı felsefesinin; maddeyi referans alarak ve onun ezelî ve ebedî olduğunu ve “kâinat meddedir. İnsanın maddenin bir ürünüdür. İnanç yoktur” düşüncelerinden hareketle herşeyin başlangıcının maddeye bağlayan materyalist düşünceye karşı reddiye yazan Mustafa Lütfü Efendi’nin görüşlerini, kendi bakış açılarından yorumlayarak dile getirdiler.

Prof. Dr. Ali Utku, 19. Yüzyılda İslâm-Osmanlı dünyasında Batılılaşma ya da modernleşme olarak bildiğimiz sürecin başlaması hareketinin köklerinin 15. yüzyıla kadar uzandığını ve Batı’da modern bilimlerin aynı zamanda modern felsefeyle birlikte şekillendiğini, modern materyalizmin de 17. yüzyılda ortaya çıktığını söyledi. İslâm dünyasında modernleşme sürecinin de çok çetrefilli ve karmaşık bir süreç olduğuna işaret eden Utku, “Batı bilimleriyle yüzleşmemiz aynı zamanda batı felsefesi ve materyalizmle yüzleşmemiz demektir” dedi. Osmanlı’ya herşeyi madde ve kuvvete dayanan modern düşünce ve fikirlerin Paris üzerinden girdiğini söyleyen Utku, Madde ve Kuvvet adlı eserin 1869’da Fransızcaya “Kuvvet ve Madde” olarak çevrildiğini, bu kitaba ilk eleştiriyi Ahmet Mithat Efendi’nin yazdığını, Osmanlı dönemindeki İslamcılar, muhafazakârlar ile milliyetçilerin verdiği entelektüel cevapların zayıf ve yetersiz kaldığını ve o kadar kolay olmadığını da dile getirdi. Hacı Mustafa Lütfü Efendi’nin yazdığı reddiyenin çok değerli yönlerinin olduğu gibi problematik yönlerinin de olduğuna işaret eden Utku, takdir edilmesi gereken yönünün ise medreseden gelen bir cevap olması olduğuna dikkati çekerek sözlerine son verdi.
 

RESMÎ TARİH VE MEDYA PROBLEMLİ

Son konuşmacı Abdullah Güzeldülger ise, Cumhuriyet kuşakları olarak iki problemle karşı karşıya kaldığımızı ve bunlardan ilkinin, “ilk ve ortaokulda öğretilen resmi tarih öğretilerinin gerçeği temsil etmekten uzak olması, ideolojik eserler içermesi ve toplumu statükocu, sorgulamayan ve statik bir düşünce ortamına sürüklemesi” olarak izah ettikten sonra ikinci problemle ilgili şunları ifade etti: “Medya aygıtlarının önemli bir kısmının yakın tarihimizi irdeleyen zihni açıcı bilgiler vermek yerine toplumu uyuşturan, sorgulamamayı öğütleyen, ve nereden gelip nereye gittiğimizi saklayan sahte geçici hazı temin ve tatmin eden ürünlerle toplumu bir nevi düşünce tembelliğine alıştırmasıdır.”
Sorgulayan, araştıran nesiller yetiştirmek için resmî tarihten vazgeçilmesi ve medya probleminin çözülmesi gerektiğine işaret eden yazar Güzeldülger, Osmanlı’nın durdurulan bir medeniyet olduğunu belirterek Akşehir ve Bozkır isyanlarının, Konyalı ve Bozkırlı olması dolayısıyla ilgisin, çekip, rencide ettiğini söyledi. Memiş Efendi ve Mevlâna Celâleddin, Seyid Harun Veli ile diğer mutasavvıf ve mütefekkirlerin, Anadolu ve Konya’nın İslamlaşması sürecine büyük hizmetler yaptıklarını hatırlatan Güzeldülger, Paşa Dairesi talebesi olan Abdullah Fevzi Efendi’den de bahsederek sözü Akşehirli âlimlerden Hacı Mustafa Lütfü Efendi’ye getirdi. Güzeldülger, Hacı Mustafa Lütfü Efendi’yi “Peygamber varisi olan âlimlik sıfatını “Red ve İspât” adlı eseri yazarak yerinde kullandığı ve Osmanlı’ya nüfuz eden materyalizm virüsüne karşı Konya’dan yükselen bir ses” olarak nitelendirdi. Kendisinden özür dileme ve vefa göstermek adına da HİSDER’le bu organizasyonu gerçekleştirmekten son derece bahtiyar olduğunu da dile getirdi. Bilgi şöleninin sonunda soru-cevap kısmından sonra Hacı Mustafa Lütfü Efendi’nin torunlarının da söz aldığı program, teşekkür plaketi takdimi ve Kurân-ı Kerim tilavetiyle sona erdi. Kültürel etkinliğe Akşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Yahya Yıldız, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü İbrahim Öncel, Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Hacı Mustafa Lütfü Efendi’nin torunları, akademisyenler, STK temsilcileri ve dinleyiciler katıldı.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Akşehirli, din, Âlimi, Hacı, Mustafa, Efendi’ye, vefa,
Yorumlar
Haber Yazılımı